• Orta Doğu'daki Krizler

    Orta Doğu'daki Krizler

  • Vefatının 21. Yılında Türkeş ve Teşkilatçılık

    Vefatının 21. Yılında Türkeş ve Teşkilatçılık

  • Vefat ve Başsağlığı

    Vefat ve Başsağlığı

  • Deniz Bölükbaşı'na Rahmetle

    Deniz Bölükbaşı'na Rahmetle

  • 103. Yılında Çanakkale Zaferi

    103. Yılında Çanakkale Zaferi


“Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır”

 
Ana sayfaFaaliyetlerAnkara Şubesi geleneneksel Cumartesi konferansları

Ankara Şubesi geleneneksel Cumartesi konferansları

2015-11-16

1. Din, her şeyden önce bilgi işidir; din alanında güvenilir, sağlam ve savunulabilir bilgiye, her alandan daha fazla ihtiyaç vardır. Maturidi, öncülük ettiği epistemolojik yaklaşımla, din alanında güvenilir bilginin yolunu açmıştır. Medeniyete öncülük edecek birikim, bilimsel zihniyetle üretilen güvenilir / doğru bilgi ile oluşturulabilir. 2. Özgürlük ve yüksek güven kültürü, medeniyetin ihtiyaç duyduğu temel alt yapı unsurudur. Yaratıcı yetiler, daima özgür ve güvenli ortamları tercih ettikleri gibi, medeniyetin ihtiyaç duyduğu yaratıcılık, enerji ve sinerji ancak böylesi ortamlarda oluşabilir. 3. Aklın varlığının yeniden keşfedilmesi, güvenilir bilginin esas alınması, yeni bir din anlayışı anlamına gelebilir. Din alanındaki fıtrata uygun sağlıklı gelişmeler, yeni bir uygarlık için umut ışığı olabilir. Tarih bize, uygarlığın mutlaka dinle ve din anlayışı ile bir şekilde irtibatlı olduğunu göstermektedir. 4. Maturidi akla ve özgür iradeye vurgu yaparak kaderci yaklaşımlara karşı çıkmıştır. İmanın, sorumluluğun bireysel olduğu hakkındaki bilinç, her bireyin hak ettiği taktirde ve tek başına cennete veya cehenneme gideceği anlayışı, beşeri yaratıcılığın önündeki geleneksel engelleri etkisiz hale getirebilir. 5. Maturidi, din-şeriat ve din-siyaset ayrımı yaparak, dinin fıtrata uygun yerini anlaşılır hale getirmiş; geleneğin dinleşerek dinin birtakım işlevlerini etkisiz hale getirmesini ve siyasi iradenin yapıp ettiklerini meşrulaştıran bir enstürmana dönüşmesini engellemek istemiştir. Müslümanları içine sürüklendikleri şiddet sarmalından kurtarabilmek de, ancak İslam’ın siyasi meseleleri insanın sorumluluğuna bıraktığının anlaşılması ile mümkün olabilecektir. Maturidi’nin üzerinde durduğu din-şeriat ayrımı, İslam’ın siyasi bir ideolojiye indirgenmesini önleyebileceği gibi, İslam’ın temel kurucu ilkesi olan Tevhid’in Kur’an’ın ruhuna / fıtrata uygun olarak anlaşılmasını, Müslümanların İslam Ortak Paydası Bilinci’ne yeniden kavuşmasını sağlayabilir.

Konferansın devamında ise İslam Medeniyetlerinin güncel durumundan bahsedildi. ''İslam Medeniyeti, medeniyetin ne olduğunun müstesna örneklerinden birisi olarak tarihteki yerini almıştır. Bugün, varlığı hala hissedilse bile, ne İslam Medeniyeti’nin etki gücünden, ne de Müslümanların medeniyet iddiasından söz edilebilir. Müslümanlar, gelecek açısından hayati önem taşıyan, adı varlık- yokluk sınırı olan, tarihsel bir dönüm noktasındadırlar. Şayet, Müslüman kalarak özne olmak, onurlu ve özgür olarak yaşamak istiyorlar ise, yeni bir medeniyet hamlesine ihtiyaç vardır. Medeniyet bilimle, san’atla ve insani duyarlılıkla; evrensel ölçekte yüksek insani değerlerle inşa edilebilir. Bunun için de öncelikle inanç dünyamızı ve düşüncemizin koordinatlarını gözden geçirmekte fayda vardır. Medeniyet, evrensel ölçekte düşünebilen insanların işidir. Medeniyet için evrensel ölçekte değer üretmeyi başarmak gerekir… Bilginin gücüne sahip olmaksızın ne özne olmak, ne de medeniyet yaratmak mümkün olur.'' diyerek sözlerini tamamlamıştır.

Konferans soru cevap bölümünün ardından sona ermiştir.


Paylaş


ÇANAKKALE ZAFERİ’NİN 101. YILINDA ŞEHİTLERİMİZİ RAHMET VE MİNNETLE ANIYORUZ
Milletimiz tarih boyunca çeşitli ve sayısız badirelerden geçmiştir. Bu badirelerin her biri birbirinden ıstıraplı ve kanlı olmuştur. Ama bu ıstıraplı günler bizi birbirimize sımsıkı kenetleyen ve birbirimizi sevmeye sevk eden birer vesile olmuşlardır.  Devamı...

İSTİKLÂL MARŞI KABULU

Yayınlar

Sosyal medya